Yayınlarımızı talep için tıklayınız.

Balkan Savaşları'nın 100. Yıldönümünde Balkan Tecrübeleri

Balkan Savaşları'nın 100. Yıldönümünde Balkan Tecrübeleri

Yazdır Çalışmayı İndir (PDF)

SUNUŞ

Balkanlar siyasî, sosyal ve stratejik açıdan taşıdığı önemin yanı sıra barındırdığı kaos, kargaşa ve ayrışma potansiyeli ile de dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir bölge olagelmiştir. Tarihî süreçteki özel konumu, Balkanları Türk milleti için bir coğrafya olmanın çok ötesine taşımaktadır.

Balkanlar, birçok devlet tarafından Avrupa ile Asya arasında stratejik öneme sahip, ele geçirilmesi gereken bir Osmanlı toprağı olarak görülmüştür. Bu sebeple, Osmanlı’nın parçalanması ve paylaşılması bu dönemde birçok devletin dış politikasının temel hedefi olmuştur. Söz konusu güçler, amaçlarına ulaşabilmek için, Balkanlarda yüz yıllarca huzur içinde yaşamış olan farklı dil, din, mezhep ve etnik kökene sahip halkları provoke ederek ayrılıkçı ve çeteci topluluklara dönüştürmüştür.

Bağımsızlık amacıyla başkaldıran bölge ülkeleri ile Osmanlı Devletini karşı karşıya getiren Balkan Savaşları, Türk tarihinin en trajik evrelerinden birisini oluşturmuş. Balkanlarda yüz yıllardır varolan Türk hâkimiyeti Balkan Savaşları’nın kaybedilmesi ile nihayet bulmuştur. Balkan Savaşları Türkiye ve Türk milleti için doğrudan hüznü çağrıştıran derin anlamlara sahiptir.

Balkanlar, Osmanlı idaresinden çıktıktan sonra asla kalıcı bir huzura kavuşamamıştır. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren yeniden yıkıcı savaşlara sahne olan Balkanlarda çeşitli topluluklar şiddet ve etnik temizliğe maruz kalmıştır. Yugoslavya’nın dağılması ile yeni kaos ve kargaşanın, çatışma ve ayrışmaların kapısı açılmış, dengeler yeniden alt üst olmuştur. 

Balkan Savaşları sonrası ortaya çıkan etnik ve dinî ayrışmaya dayalı “Balkanlaşma” süreci, 21. yüzyılın eşiğinde bu defa da “Balkanlaştırma” olarak vücut bulmuş, sonu gelmez acıların, kaos ve kargaşanın yeni adı olmuştur. Aynı zamanda dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun etnik ve dinî çatışmalar ve ayrışmalar bu isimle tanımlanır olmuştur.

Balkan Savaşları’nın 100. yıldönümü vesilesiyle Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı tarafından hazırlanan bu rapor ile; Balkanlar coğrafyasının tarihî, siyasî ve kültürel geçmişinden hareketle bölgeye ilişkin gelecek öngörüsünde bulunulmasına ve demokrasi ve insan hakları gibi kavramların gölgesinde teşvik edilen etnik/dinî ayrışmaların ve yaşanan çatışmaların neden-sonuç ilişkilerinin Balkan tecrübesi ışığında sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Balkan tecrübelerinden Türkiye için çıkarılacak derslerin belirlenmesi ve bu çerçevede Türkiye’deki sürecin anlaşılmasına yönelik farklı bir bakış açısının ortaya konması çalışmanın temel amaçlarından biri olmuştur.

TASAV Dış Politika Araştırmaları Merkezi’nin koordinatörlüğünde hazırlanan çalışmada; oldukça kapsamlı olan Balkanlar konusu özellikle bölge milliyetçilikleri, etnik ve dinî ayrılıklar ile bunların yol açtıkları kutuplaşma, çatışma, ayrışma ve bunlardan çıkartılabilecek tecrübeler çerçevesinde sınırlı tutulmuştur. Önümüzdeki süreçte başka boyutlarıyla da değerlendirilmesi ve yeni analizlere tâbi tutulması planlanan Balkanlarla ilgili bu ilk rapor, okuyucular, araştırmacılar ve siyasî karar alıcıların istifadesine sunulmaktadır.

Raporun hazırlanmasında emeği geçen tüm TASAV araştırmacılarına teşekkür ederim.


İsmail Faruk AKSU
 TASAV BAŞKANI



İÇİNDEKİLER

GİRİŞ    

1. BALKANLARDA TÜRK MEVCUDİYETİ 

2. BİR ASIR ONCE BALKANLAR: SAVAŞ VE KOPUŞ           
2.1. Balkan Savaşları Öncesi Durum 
2.2. Balkan Savaşları’nın Nedenleri  
2.3. Osmanlı Yöneticilerinin İçine Düştükleri Gaflet  
2.4. Balkan Savaşları
2.5. Savaşların Ardından       

3. BALKANLAŞMA          
3.1. Kavramın Ortaya Çıkış Süreci            
3.2. Balkanlaşma Sürecinin Temel Araçları          

4. BALKAN MİLLETLERİ VE MİLLİYETÇİLİKLERİ    

5. BALKAN MÜSLÜMANLARININ ETNİK KÖKEN BİLİNCİ               
5.1. Arnavut ve Türk Unsurlar   
5.2. Boşnak ve Türk Unsurlar    
5.3. Sırp ve Türk Unsurlar           

6. YENİDEN BALKANLAŞTIRMA SÜRECİ
6.1. Makedonya: Yeni Devlet Modeli Örneği     
6.1.1. Batı’nın Rolü         
6.1.2. Dünyada En Geniş Haklara Sahip Azınlık: Makedonya Arnavutları               
6.1.3. Azınlıkları Devletleştirmek/Kabileleşen Devletler               
6.2. Bosna-Hersek: Üçlü Yönetim Modeli            
6.2.1. Dayton Sistemi    
6.2.2. Siyasî Krizler         
6.2.3. Nefret Sınırları     
6.2.4. Uluslararası Adalet Divanı’nın Bosna-Hersek Kararı            
6.3. Kosova: Bağımsız Bir Bağımlı Devlet Örneği
6.3.1. Çok Kültürlü, Çok Etnikli, Çok Dilli ve Çok Dinli Devlet        
6.3.2. Sınırsız Sınırlılık    
6.3.3. Bağımsızlık Bumerangı     
6.3.4. Kosova’nın Azınlıkları ve Yerel Yönetimler Reformları       
6.3.5. Bosnalaşan Kosova           
6.3.6. Uluslararası Adalet Divanı’nın Kosova Kararı          
6.4. Arnavutluk: Din Eksenli Bölünme Örneği    

7. TÜRKİYE’NİN BALKAN DİPLOMASİSİ 
7.1. Cumhuriyetin İlk Yıllarında İlişkiler (1923-1934)        
7.2. Balkan Antantı Paktı             
7.3. Pakt Sonrası Türkiye’nin Balkan Ülkeleriyle İlişkileri (1934-1945)      
7.4. Soğuk Savaş Döneminde Türkiye’nin Balkan Ülkeleriyle İlişkileri     
7.4.1. Çok Yönlü Dış Politikaya Geçiş      
7.4.2. Bulgaristan’da Türklere Yönelik Asimilasyon         
7.4.3. Sosyalist Rejimlerin Çöküşü          
7.4.4. Yugoslavya’nın Dağılması ve Bosna Savaşı              
7.4.5. Kosova Sorunu ve Türk Dış Politikası         
7.5. 2000’lerde Balkanlar ve Türkiye      

SONUÇ                

Tamamını okuyun...