Yeni Yılda "Üreten Türkiye"

Yeni Yılda "Üreten Türkiye"

Yazdır


2018 biterken, özellikle Türkiye’de tehdit algısının netleşmesiyle, kendini aydın, yenilikçi, cumhuriyetçi, Atatürkçü, Osmanlıcı, İslamcı ve saire diye tanımlayan kişilerin zamanında burun kıvırdıkları “beka sorunu” artık herkesin gündeminde önemli bir yer tutuyor.

Bir musibet bin nasihatten iyidir misali, özellikle son 4 yıldır biz Türklerin başına gelenler 15 Temmuz darbe girişimi ile zirveye ulaştı ve bin nasihate gerek kalmadı. Kendini bekaya adamış Türk milliyetçilerinin hakları, o meşum gecenin ardından geç de olsa teslim edildi.

Gerek kalmayan nasihatlerden birisi de artık her eğitim düzeyinde insanımız tarafından bilinen cari açık, enflasyon, borç, faiz ve benzeri sorunlarının ana nedeninin üretmemek olduğu oldu. Aslında bu sorunlar, "siyasi bir dev" olmak için önce "ekonomik bir dev" olmamız gerektiği ile gayet ilişkili. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi “Bugün borç alan, yarın emir alır”.

Neyse ki umut verici şekilde dümen üretime döndü. Üretimin bir dönüşüm gerektirmesinden hareketle bu süreç çok hızlı ilerlemese de 2018’de önemli gelişmelere tanık olduk. Özellikle savunma sanayi alanında önemli projelere başlandı, bir kısmı da hayata geçirildi. Bu projelerden bir kaçı şu şekilde: Altay tankı, Milli Motor ve Şanzıman, TF-X Milli Muharip Uçak, Hürkuş, Atak helikopteri, Gökbey genel maksat helikopteri, Bayraktar İHA, Anka İHA, Akıncı İHA, TCG Anadolu LHD çok maksatlı amfibi hücum gemisi, MİLGEM, cep sınıfı denizaltılar, güdüm kitleri, Bora füzesi, Atmaca gemi savar füzeleri,  ÇAFRAD radarı, zırhlı araçlar, insansız kara araçları, kamikaze uçarlar, metre altı görüntüleme uydusu İmece. Gerçekten bu alanda yapılanlar çok kıymetli. Her bir proje de birer program halinde kendi içinde birçok küçük projeyi de hayata geçiriyor. Buna rağmen halen birçok alanda makro ve mikro boyutta bağımlılıklar var. Örneğin İHA’larımızın optikleri ve çeşitli çipler halen yurtdışından ithal edilmek durumunda.

Bir yandan da cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin verdiği çeviklikle Savunma Sanayi Başkanlığı yeni şirketler kurarak bu tip bağımlılıkları azaltmak için çalışıyor. Geçmişte kurulanlar ile beraber şu anda var olan SSB iştiraki şirketler ve alanları şöyle: TRD Mikroelektronik fotodedektörler, Ulak Haberleşme, DeltaV hibrit yakıtlı roketler, TR Motor Güç Sistemleri, SSTEK ileri teknoloji yatırımları, Yital yarı iletkenler, TR Test, Milmast elektromekanik, TRBOR bor teknolojileri. Bu şirketler yerli ticari şirketler ile rekabet etme amacı gütmeden henüz ticari şirketler için yeterince yapılabilir olmayan alanlarda öncü adımları atmayı hedefliyor.

Savunma sanayisini üretimin itici gücü olarak kullanmak elimizde. KOBİ’lerin, geliştirilmesi ve Türkiye dışındaki projelere de bileşen sağlayabilmeleri ana hedefi ile yeterli sürdürülebilirlik koşullarında işe dâhil edilmesi gerekiyor. Özellikle çift kullanımlı denilen hem askeri hem sivil kullanımları olan yeteneklerin KOBİ’ler aracılığı ile geliştirilmesi yüksek çarpanlı bir katkı sağlayacaktır. Diğer yandan savunma sanayinde uygulanan modellerin de düzenlenerek sivil sektörlere alınması ile sivil sektörlerde de atılımlar beklenebilir.

Sivil alandaki gelişmeleri ve yeni hedefleri de bir sonraki yazımda ele alacağım.

Bu vesileyle tüm okurlarımın yeni yılını kutluyorum. Tek kelime ile “bağımsızlık” diyebileceğimiz üretim hedeflerinin bir ucundan da sizlerin tutmasını temenni ederim. Bu sayede Türkçülüğün özü olan “Türk milletini yükseltme hedefine” ve bugün “belki bir masal gibi gelen ama zemini katı bir gerçek olan Kızılelma”ya ulaşabilmek için daha hızlı ilerleyebileceğiz.

Not: Bu makale ilk olarak 2 Ocak 2019 tarihli Türkgün Gazetesi'nde yayınlanmıştır.