Yaptırımlar: İran Ekonomisinin Korkulu Rüyası

Yaptırımlar: İran Ekonomisinin Korkulu Rüyası

Yazdır


Trump, uluslararası hukuk ve diplomasinin temel yapı taşlarından olan “ahde vefa” prensibini hiçe sayan tek taraflı bir kararla, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ve Almanya (P5+1) ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan ayrılma kararı almıştı. Trump ayrıca, İran’a yönelik yaptırımların kademeli bir şekilde tekrar yürürlüğe sokulacağını ilan etmişti. İran’a yönelik ilk yaptırımlar Ağustos’ta hayata geçirildi ve ikinci yaptırım paketinin 5 Kasım’da uygulanmaya başlanacağı duyurulmuştu. Kaygıyla beklenen tarih geldi ve İran’ı ekonomik açıdan yıpratacağı düşünülen yaptırımlar dün itibarıyla yürürlüğe girdi.

İran zaten bir süredir ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Ülkenin birçok şehrinde halk kitlesel gösteriler düzenleyerek hükümeti protesto etti ve rejimi açıkça eleştirmekten bile çekinmedi. Uzun süre devam eden ve hükümetin düşeceği beklentilerine dahi yol açan protestolar, halkın ekonomik sorunlar ve siyasî baskılar yüzünden biriktirdiği bıkkınlık ve öfkenin dışa vurumu olmuştu. Bu gelişme, İran ekonomisinin kötüleşmesi halinde halkta daha büyük bir tepkinin oluşacağının habercisiydi. Ruhani hükümeti, ekonomik kötü gidişten sorumlusu tutulan iki bakanı görevden alarak tepkileri yatıştırmaya çalışmıştı.

2015’te imzalanan nükleer anlaşmayla yaptırımların kaldırılmasının İran’ı ekonomik açıdan rahatlatacağı ve ülkenin Batı ile ilişkilerinin ve iç siyasetin normalleşeceği beklentisi ortaya çıkmıştı. Esasen yaptırımların kalkmasıyla, İran’ın dünya ticaretine daha çok dâhil olması mümkün hale geldi ve bazı makroekonomik verilerde iyileşme yaşandı. Örneğin 2015’in son çeyreğinde yüzde 5,4 küçülen gayrı safi yurtiçi hâsıla, 2016’nın son çeyreğinde yüzde 16,8, 2017’nin ilk çeyreğinde ise yüzde 12,9 büyüdü ve ekonomideki belli başlı sektörler 2012 yaptırımlarının öncesindeki seviyelerine ulaştı.

Nükleer anlaşma sonrası başlayan bu pozitif trend, Trump’ın işbaşına gelmesinin ardından ABD’nin artan baskısı ve yaptırımları tekrar uygulama kararı almasıyla sürdürülemedi. 2017/18 büyümesini yüzde 3,8 olarak tespit eden Dünya Bankası, yaptırımların tekrar uygulanmasıyla önümüzdeki üç sene boyunca ekonominin ortalama yüzde 1,4 küçüleceğini öngörüyor. İşsizliğin artışta olduğu İran’da genç nüfusun işsizlik oranı yüzde 30’lara çıkmış durumda. Bu veriler, ekonomik şartların iyice zorlaştıracağını ve halkın yönetime karşı tepkisinin artacağının işareti olarak görülüyor.

Dün başlayan yaptırımların enerji sektörünü de hedef alması İran için büyük bir kayıp yaratacak. Zira enerji ihracatı, İran’ın toplam ihracatın yarısından fazlasına ve milli gelirin yaklaşık yüzde 15’ine tekabül ediyor. Yaptırımların doğal kaynakların üretimini ve ihracatını düşüreceği, 2012’deki yaptırımların etkisine bakıldığında kolayca görülebiliyor. 2012 yaptırımları öncesinde günde yaklaşık 3,7 milyon varil üreten İran’ın üretimi yaptırımlar sonrası yaklaşık yüzde 20 azalarak yaklaşık 3 milyon varile düşmüştü. 2015’teki nükleer anlaşmayla yaptırımların kaldırılması sonrasında 2012’deki petrol üretimi seviyelerine ulaşan İran, önümüzdeki dönemde yine petrol üretimi ve ihracatında ciddi bir azalmayla karşılaşacak gibi görünüyor. İran’ın petrol ihracatına olan bağımlılığı dikkate alınırsa, ekonomik beklentilerin karamsarlığını anlamak zor değil. İran hükümetiyle büyük bir anlaşmaya imza atan Fransız enerji şirketi Total’in yanısıra birçok Avrupa menşeili şirketin yaptırımlar yüzünden İran’daki yatırımlarını durdurması da ekonomik gidişatın kötüleşeceğine dair bir başka işaret oldu.

Yaptırımların ekonomiyi daha da sıkıntılı bir hale getireceği İranlı hükümet yetkilileri tarafından da kabul ediliyor. Nitekim, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin geçtiğimiz hafta yaptırımlara ilişkin değerlendirmesi sorulduğunda, “Durum geçtiğimiz birkaç ayda halkımız için oldukça zordu ve önümüzdeki birkaç ay içerisinde daha da zorlaşabilir” şeklinde verdiği cevap, hükümetin ekonomik sıkıntıların artacağını beklediğinin açıkça ortaya koyuyor. İran ekonomisini zor bir dönem bekliyor.

Not: Bu Makale ilk olarak 6 Kasım 2018 tarihli Türkgün Gazetesi'nde yayınlanmıştır.