S-400’ler İlave ABD Yaptırımları İçin Gerekçe Olabilir

S-400’ler İlave ABD Yaptırımları İçin Gerekçe Olabilir

Yazdır


Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alma kararı Türkiye ile ABD arasındaki birçok ihtilaftan sadece biri. Aralık 2017’de Türkiye ile Rusya arasında S-400 hava savunma sisteminin alım sözleşmesinin imzalandığının duyurulmasıyla ABD eleştirilerinin dozunu arttırmaya ve hatta yaptırım tehdidinde bulunmaya başladı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın S-400’lerin kurulumuna Ekim 2019’da başlanacağına dair demecinin ardından yaptırım tehditleri geçtiğimiz hafta tekrar gündeme geldi. Bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi “S-400 alımı, potansiyel olarak CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) kapsamındaki eylemlere yol açabilir ve ABD’nin Türkiye ile askerî ve teknik iş birliğini sürdürme imkânını ciddi biçimde etkileyebilir” diyerek Türkiye’nin yeni yaptırımlarla karşılaşabileceğini yinelemiş oldu. Ağustos 2018’de vefat eden Cumhuriyetçi Senatör John McCain ile Demokrat Senatör Ben Cardin, Eylül 2017’de Trump’a hitaben yazdıkları bir mektupta S-400 almak için Rusya’yla yaptığı anlaşma sebebiyle Türkiye’ye “CAATSA kapsamında yaptırımlar uygulanmasının gerektiğini” ifade etmişti.

F-35 savaş uçaklarının teslimatının geçici olarak durdurulması kararının da CAATSA ile ilgili olduğu bilinmektedir. Nitekim ABD’nin Avrupa ve Avrasya İlişkilerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler Komitesi’nin Nisan 2018 tarihli bir oturumunda, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın almasının “CAATSA kapsamında yaptırım uygulanması ve Türkiye’nin F-35 programına katılımı üzerinde olumsuz etki yaratma potansiyeli” taşıdığını ifade etmişti. Mitchell, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada ise “Brunson’ın tahliye kararıyla başlayan yakınlaşmanın Türkiye’nin S-400’den vazgeçme kararıyla devam edeceğini umduklarını” belirtmişti.

ABD yaptırımlarına dayanak olabileceği öne sürülen CAATSA, Rusya savunma sanayi ve istihbarat servisleriyle iş yapan şirketlere ve şahıslara yaptırım uygulanmasını öngörmektedir. Trump tarafından Ağustos 2017’de yürürlüğe sokulan bu yasaya göre, Rusya’dan silah satın almak yaptırıma tabi tutulmak için yeterlidir. Nitekim ABD, Rusya’dan Su-35 savaş uçağı ve S-400 satın aldığı için Eylül 2018’de Çin’e yaptırım kararı almıştır.

S-400 hava savunma sistemini satın alması gündemde olan bir diğer ülke ise Hindistan’dır. ABD, Rusya ile 2018 Ekim ayının başında 5,4 milyar dolarlık bir sözleşme imzalayan Hindistan’a da yaptırım uygulama tehdidinde bulunmuştur. Hindistan ise ABD’nin CAATSA kapsamındaki olası yaptırımlardan istisna tutulacağını ümit etmektedir.

Söz konusu yasa aslında muafiyetlere imkân tanımaktadır. Şayet ABD Başkanı, yaptırım uygulanması halinde ABD ulusal güvenliğinin ağır şekilde tehdit edileceği kanaatinde olursa, söz konusu ülkeyi yaptırımdan muaf tutabilmektedir. Yani ABD Başkanı, S-400 aldığı gerekçesiyle Türkiye’nin yaptırıma tabi tutulmasının ABD’ye zarar vereceğini düşünürse, Türkiye için yaptırımdan muafiyet kararı alabilmektedir. Ancak bu ihtimal şimdilik pek de yüksek görünmemektedir.

Türkiye S-400’ler konusunda kararlı görünürken, ABD gelişmeleri kaygıyla izlenmekte, Türkiye’nin hem S-400 sistemine hem de F-35 jetlerine aynı anda sahip olmasının NATO açısından bir güvenlik zafiyeti olacağını savunmaktadır. Dolayısıyla ABD, S-400 alımından vazgeçirmek için Türkiye’ye baskı kurmaktan çekinmeyecektir. Brunson’ın tahliye edilmesine rağmen ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarını geri çekmediği dikkate alınırsa, S-400 konusundaki “yaptırım tehditleri”nin blöften ibaret olmadığı düşünülebilir.

ABD’nin “küresel rakip” olarak değerlendirip Soğuk Savaş mantığıyla sınırlamaya çalıştığı Rusya ile Türkiye arasında askerî işbirliği arttıkça, Türkiye’nin yeni yaptırımlarla karşılaşma ihtimali göz ardı edilmemelidir. ABD’nin İran’a yönelik ikinci yaptırım paketi 5 Kasım’da devreye girdiğinde Türkiye’nin İran’la olan ilişkileri gerekçesiyle yaptırımlara tabi tutulup tutulmayacağı, S-400’lerin Türkiye’ye ilave yaptırımlar için gerekçe olup olmayacağına dair bir gösterge olacaktır.


Not: Bu yazı ilk kez 30 Ekim 2018 tarihli Türkgün Gazetesi'nde yayınlanmıştır.