Sayı 41: Türkün Millî Ülküsü: Kızılelma

Yazdır

 

Sunuş

Millete dair tanımlar yapılırken pek çok kriter sıralanır. Toprak birliği, soy birliği, dil birliği vs… Bütün bunlar sıralandıktan sonra, bu meseleye kafa yoran, bu konu hakkında kalem oynatanların genel kanısı ya da ortak görüşü, milleti millet yapan asıl unsurun “ülkü birliği” yani aynı ideali paylaşma ve yaşatma saiki olduğudur. Ülkü birliği ise milletlerin hem ortak tarih şuurunu hem de gelecekte bir arada yaşama arzusunu anlatır.

Bu bağlamda, Kızılelma kavramı da Türk millî ülküsünün tarih boyunca geçirdiği evrelerin tamamını kapsayan millî istikâmeti olarak çok eski inançlara ve töreye dayanan bir mefkûre şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kızılelma kimi zaman Türklerin yaşadıkları bölgeye göre ulaşılması, fethedilmesi gereken yer, kimi zaman da ulaşılması gereken mefkûre hedef olarak kendini göstermiştir.  Yenisey Yazıtları’na göre, Oğuzlardan bu yana Türkleri Batı’ya yürüten güç, hep bu Kızılelma motifi ve motivasyonu olmuştur. Bu bakımdan Kızılelma çok güçlü bir fetih idealinin sembolü olduğu gibi Ergenekon’dan çıkışta yer aldığı şekliyle bir kurtuluş sembolüdür.

Kızılelma Türklerde İslâm-öncesi dönemde devlet idarecilerine Tanrı’nın verdiği  “kut” ve “kişioğlu üzerinde Türk yaratıldı” inancıyla şekillenmiş; Türklerin İslâm’la müşerref olmasıyla birlikte ise nizam-ı âlem; i′lâ-yı kelimetullah gibi dinî motiflerle birlikte Türk-İslâm mefkûresini anlatmıştır.

Kızılelma’nın bir kavram olarak, gittikçe arzulanan bir emel, somut bir hedef hâline gelişi daha çok Osmanlılarda kendini gösterir. Türk’ün ortak bilinçaltında efsanevî bir şekilde yaşayan bu idealin Osmanlılar zamanında yazılı kaynaklara da geçtiği görülmektedir. Osmanlı döneminden itibaren her ne kadar fetihlere atıf yapılmış olsa da Kızılelma, değişmez ve tek bir gerçeklik anlamında değil, ideal, hedef anlamında kullanılmıştır.  Osmanlılar döneminde iyice belirip şekillenmiş olan Kızılelma ülküsü Devletin parlak çağlarında Türk büyüklüğünün, yükseklik fikrinin, ilahî bir gâyenin timsali hâline gelmiştir.

Kızılelma motifi Osmanlı’nın son deminde ve Cumhuriyet doğarken ise yanına Turancılık ve Türk Birliği Ülküsünü katarak Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi ve Türk İslâm Ülküsü olarak yeni bir merhaleye ulaşmıştır. Velhasıl Kızılelma, Türklerin tarih sahnesine çıktığı günden bu yana cihan hâkimiyetinin sembolü, remzi olarak kabul edilmiş, Türklerin gerçekleri ile efsaneleri arasındaki o efsunlu irtibatın adı olmuştur. Kısaca ifade etmek gerekirse Kızılelma kavramının Türk milleti tarafından kolektif bir bilinçle oluşturulmuş olduğunu söylemek mümkündür.

İşte o bilinç son olarak devletimizin Suriye’nin kuzeyinde PKK/PYD terör unsurlarına karşı yürüttüğü Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarında bir Mehmetçiğin dudaklarından dökülerek gün yüzüne çıktı. Zeytin Dalı Harekâtı’nda görev alan Mehmetçiklerden birinin, kendisine nereye gittiklerinin sorulması üzerine verdiği “Kızılelma’ya” cevabı, kadim ve çok özel bu kavramı gündeme getirmiş oldu. Aslında o Mehmetçiğin verdiği cevap, binlerce yıllık Türk tarihinin tarih şuurunun kültürel kodlarıyla zihinlerimizde hâlâ tazeliğini koruduğunun en önemli göstergesi idi.

Kızılelma ülküsünün bugün yeniden gündeme geliyor oluşu, sadece eskilerden hatırladığımız bir mefkûreyi değil aynı zamanda Türk devletinin ve milletinin geleceğe dönük yeni bir jeopolitik tasavvurunu, hedefini de çizmektedir. Son dönemlerde dile getirilen “güçlü devlet, güçlü millet” söylemi sadece bir slogan değil Kızılelma ülküsü açısından bir hedef olarak da varlığını hissettirmektedir.

Dergimizin bu sayısında Türk kültüründe ve Türk devlet felsefesinde mihenk taşı olan ve tarih boyunca önemini hiç yitirmeyen Kızılelma kavramını enine boyuna ele almaya çalıştık.

Bu bağlamda, Araştırmacı-Yazar Mustafa Yiğit, “Edebî ve Siyasî Metinlerde Bir ‘Millî Mefkûre’ Olarak Kızılelma” başlıklı makalesiyle, bugüne kadar Kızılelma kavramını ele alan Türk edebî ve siyasî metinleri üzerinde kısa ve özlü bir inceleme yapmış, bu metinler üzerinden Kızılelma’nın Türk kültür tarihi açısından taşıdığı büyük öneme değinmiştir.

Dr. Süleyman Güngör ise “Doktriner Türk Milliyetçiliğinde Kızılelma Kavramı” makalesiyle doktriner metinlerde ve milliyetçi ideolojide Kızılelma kavramının ele alınış biçimini değerlendirmiştir. 

Araştırmacı yazar Fatih Babaoğlu, “Devlet, Fetih, Hâkimiyet Ekseninde Kızılelma: Türk’ün Manevî Kıyamı adlı makalesinde Kızılelma ülküsü ve Türklerin Cihan Hâkimiyeti Mefkûresinin altında yatan gerçeğe dikkat çekerek, bunun kuru bir cihangirlik davası olmadığına ve manevî boyutuna işaret etmektedir.

Ali Burak Kul,Bir Kızılelma Ülküsü Olarak Devlet Olmak/Devletli Olmak” başlıklı makalesiyle, Kızılelma kavramı üzerinden Türk Devlet Felsefesini ve bu felsefenin merkezinde yer alan “devletli olma” kavramını incelemiştir. 

Dr. Gökberk Yücel  “Tarihin İzinden Coğrafyanın Kalbine Türklerin Kutlu Yürüyüşü: Kızılelma” makalesiyle hem bir millî bilinç hem de Türk’ün muhayyelindeki coğrafya olarak “Kızılelma Ülküsü”nü ele almıştır.

 Araştırmacı yazar Hakkı Suat Yılmazer’in makalesi “Türk Fütuhatının Manevî Gücü: Kızılelma” başlığını taşıyor. Yazar makalesinde Türk milleti için “Kızılelma ülküsünün tek bir hedef olmadığı,  bir hedefler dizisi olduğuna” dikkat çekmektedir.



İçindekiler

Mehmet GÜNAL  

Editörün Notu

7-8

Mustafa YİĞİT 

Sayı Editörünün Sunuşu

9-12

Mustafa YİĞİT 

Edebî ve Siyasî Metinlerde Bir ‘Millî Mefkûre’ Olarak Kızılelma

13-42

Süleyman GÜNGÖR

Doktriner Türk Milliyetçiliğinde Kızılelma Kavramı

43-55

Fatih BABAOĞLU

Devlet, Fetih ve Hâkimiyet Ekseninde Kızılelma: Türk’ün Manevî Kıyamı

57-69

Ali Burak KUL

Bir Kızılelma Ülküsü Olarak Devlet Olmak/Devletli Olmak

71-96

Gökberk YÜCEL

Tarihin İzinden Coğrafyanın Kalbine Türklerin Kutlu Yürüyüşü: Kızılelma

97-105

Hakkı Suat YILMAZER

Türk Fütuhatının Manevî Gücü: Kızılelma

107-117