Bu sayfayı yazdır
Suriye’de kartlar yeniden dağıtılıyor

Suriye’de kartlar yeniden dağıtılıyor

26 Aralık 2018
Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Makale

 

Tutarsız açıklamaları ve fevri çıkışlarıyla tanıdığımız Donald Trump, geçtiğimiz hafta içinde duyurduğu “Suriye’den çekilme” kararıyla şaşırtmakla kalmayıp bazı dengeleri sarstı. Bu açıklamanın da bir blöf ya da kandırmacadan ibaret olduğunu dile getirenler olduysa da karar sonrası yaşanan bazı gelişmeler, Trump’ın Suriye’den çekilme kararının arkasında duracağına işaret ediyor. Planlanan çekilmenin hem ABD iç siyaseti hem de bölgemiz için ciddi yansımalarının olacağını söylemeye gerek dahi yok.

Trump’a yöneltilen tepkilere bakılacak olursa, bu kararı beklemeyen ya da benimsemeyenlerin sayıca az olmadığı görülebilir. Savunma Bakanı Mattis ve DAEŞ’le Mücadele Özel Temsilcisi McGurk’ün çekilme kararının ardından istifa etmesi, kararın mutabakat ile alınmadığını gösteriyor. Bu yüzden de kararı “kişisel” olarak nitelendirenlerin haklılık payı yok değil.

Özellikle Pentagon yetkililerinin karardan duyduğu memnuniyetsizlik, Trump’ın dış politikadaki etki alanını genişletmek istemesinden kaynaklanıyor. Trump, Suriye (ve Afganistan) gibi savaş alanlarından çekilip ordunun rolünü azaltarak kendi inisiyatifini öne çıkarmaya çalışıyor. Trump’ın Suriye girdabından kurtularak üzerindeki asker tahakkümünü sınırlandırma ve ekonomi gibi başka alanlara odaklanma derdinde olduğu anlaşılıyor. 

Tek taraflı bir kararla çekilme sürecini başlatan Trump, DAEŞ ve diğer sorunların Suriye’deki süreci takip eden diğer ülkeler tarafından çözülmesi gerektiğini düşünüyor. Türkiye’nin de adını zikreden Trump, adeta “bizden bu kadar, gerisi size kalmış” diyerek Suriye’den çıkma konusundaki ciddiyetini ortaya koydu. Suriye’de ABD’nin etkisi sıfırlanmasa da artık Suriye’nin kaderinin belirlenmesinde etkisinin çok azalacağını öngörmek yanlış olmaz. 

Çekilme sürecinin nasıl olacağı netleştiğinde, askerlerin tamamı çıkacak mı, geride kalan asker/danışman vs. olacak mı ve ABD’nin kurduğu üslerle bölgeye getirdiği silahlar ne olacak gibi soruların cevabı da bulunacak. Bunları tam olarak görmeden çekilme kararının kime ne getireceğini tahmin etmek için erken. Yine de, Suriye krizini Türkiye için daha karmaşık hâle getiren ABD askerî varlığının Suriye’yi terk etmesinin, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik askerî operasyonunun önünü açacağını ve işini kolaylaştıracağını belirtmek şimdiden mümkün. Ayrıca, İsrail’in kaygılandığı ve İran üstündeki ABD baskısının çekilme sonrasında hafifleyeceği de bir gerçek.

Çekilme kararının PKK/YPG açısından moral ve destek kaybı anlamına geleceği ve TSK karşısında tutunma yeteneği zaten olmayan terör örgütünün bu karardan en olumsuz etkilenen taraf olacağı açık. Toprakları PKK/YPG tarafından işgal altında tutulan Arap, Türkmen ve hatta bazı Kürt aşiretlerinin terör örgütüne karşı güç birliği edeceklerini duyurması ise TSK’nın başlatacağı operasyonda yerel halk tarafından da destekleneceğinin göstergesi.

Bu gelişmeler, Fırat’ın doğusunu terör yuvası hâline getirenler için çemberin daraldığı anlamına geliyor. Diğer yandansa, Kuzey Irak’taki terör mevzilerine düzenlenen operasyonlar, Kuzey Irak sınırımızın da güvenli bir bölge oluşmasını sağlayacak gibi görünüyor. “PKK terör kuşağı” bertaraf edilirken, Afrin’den Kandil’e uzanan bir “TSK güvenlik kuşağı” inşa ediliyor.

Artık savaştan galip çıktığı düşünülen Esad’ın önünde yeni bir imkân var. Türkiye askerî operasyonla PKK/YPG varlığını sona erdirerek ve DAEŞ kalıntılarını da yok ederek Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması için Esad için büyük bir fırsat sunuyor. Esad’ın Türkiye’ye yönelik hasmâne tutumunu bir kenara koyması hâlinde, rejim ve Türkiye’nin birlikte hareket ederek Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlaması artık daha muhtemel görünüyor. Her halükarda, çekilme kararının Suriye’de kartların yeniden dağıtılmasına yol açacağı ve önümüzdeki sürecin yeni gelişmelere gebe olduğunu söylemek mümkün.

Not: Bu makale ilk olarak 25 Aralık 2018 tarihli Türkgün Gazetesi'nde yayınlanmıştır.