Bu sayfayı yazdır
Karanlık ve İnsansız ama Akıllı

Karanlık ve İnsansız ama Akıllı

13 Aralık 2018
Ekonomi, Enerji ve Teknoloji Araştırmaları Merkezi Makale


100 günlük eylem planında da yer alan 2 model fabrikadan birisi olan Ankara Sanayi Odası “Model Fabrika” açılışında fabrikayı yakından inceleme imkânı buldum. Akıllı fabrikalar, Sanayi 4.0 (Industry 4.0) akımının vücut bulmuş hali olarak birkaç yıldır kavramsal olarak tartışılıyor ve buna eş zamanlı olarak da teknik detayları netleşiyor.

İnsansız ve karanlık fabrikalar olarak da tanımlanan fabrikaların çalışması için tezgâh, makine ya da bantlarda insana neredeyse ihtiyaç duymuyor. Üretim, ışıklandırma ya da iklimlendirme de gerekmeyen ortamda, robot kollar, makineler, tezgâhlar ve bantlar aracılığı ile yapılıyor. Her bir sistem, tezgâh, fabrikadaki sensörler nesnelerin interneti ile tam iletişim halinde. Bu küçük ve özel internette çalışan üst bir yazılım ile tüm fabrika idare edilebiliyor. Bu fabrikalar yalnızca kendi içinde değil dışarı ile de iletişim halinde. Örneğin tedarik zinciri üzerinde hammadde siparişlerini verebiliyor, fabrikaya geliş zamanlarını takip edebiliyor. Her fiziksel sistemin “siber” özellik kazandığı bu yapılar, “siber fiziksel sistemler” olarak isimlendiriliyor.

Bu fabrikalardaki her bir makine, ıskarta ve düşük kalitede üretimi en aza indirmek için yapay zekâ ile kendini ayarlayabilecek akılda. Üretim altyapılarının otomasyona dahil olması sayesinde, başka bir ürün üretilmek istenilmesi halinde yalnızca üretim teknik detaylarının bilgisayarlara tanımlanması ile fabrikalar hızlıca başka bir model ya da başka bir ürün üretmeye başlayabiliyor. Dolayısıyla esneklik de akıllı fabrikaların önerdiği değerlerden.

Fabrikalar sistemin tamamındaki tüm veriye anlık olarak hâkim ve burada toplanan büyük veride yapılan analizler ile anlık durum, olası arıza ve üretim hızı kestirimi yapılabiliyor.

3 boyutlu yazıcılar da ana unsurlardan. Yeni bir ürün üretimi için 3 boyutlu yazıcıların kullanımı ile prototipleme çok hızlı yapılabiliyor. Yeni bir ürünün üretiminin benzetimi de yalnızca bilgisayarda çalıştırılacak bir yazılım aracılığı ile yapılabilecek ve günde ne kadarlık bir üretime ulaşılabileceği üretmeden önce anlaşılabilecek.

Hemen, “peki işçiler ne olacak” sorusu geliyor. Bu gerçekten iyi çalışılması gereken bir konu.  Geleceği öngörmeye çalışanlar, mesleklerde de bir dönüşüm olacağını belirtiyorlar. Veri bilimciliği, robot koordinatörlüğü, endüstriyel programcılık, 3 boyutlu yazıcı uzmanlığı, kullanıcı arayüzü tasarımcılığı, her alanda bilişim uzmanlıkları, robot ve kontrol mühendisliği, e-ticaret uzmanlığı, siber güvenlik uzmanlığı gibi meslekler bir kısmının yerini dolduracak. Diğer yandan dördüncü sanayi devrimi ile beraber ekonomiler büyüyeceğinden, iş imkanlarının artacağı, sosyal devletin güçleneceği söyleniyor, umuluyor. Yine de işçi sayısının azalması kaçınılmaz. Eğitim sistemimizin acilen bu dijital dönüşüme hazırlanması gerekiyor.

Bu akımın konuşulmasıyla beraber elbette “bizim neyimizeciler” de gecikmeksizin konuşmaya başladılar. Onlar konuşadursunlar. Dünyada üretim modelinin nasıl değişeceğini ve hatta bunun nasıl bir sosyal sınıf dönüşümüne yol açacağını anlamamız gerekiyor. İş gücünü, 1000 dolar kazanan işçiden 3000 dolar kazanan robot koordinatörlerine nasıl dönüştüreceklerini anlamamız gerekiyor. Üretim maliyetinde Çin ile baş edemeyen batı sanayisinin, Sanayi 4.0 devriminde, minimum üretim fizibilitesi ve ıskarta maliyetleri, üretimde verimlilik, üretimde esneklik, pazara hızlı ürün yetiştirme, yüksek adette üretim, stoksuz çalışma, en az iş gücü maliyeti ile aslında üretimde tekrar atağa kalkmaya çalıştığını da anlamamız gerekiyor. 2 dolar maliyetle yurda giren ürünlere karşı, 5 dolar maliyetli ürünlerimizle sadece yerli ve milli diyerek biz de başa çıkamayacağız.

Bu anlamda tüm sanayi kuruluşlarımız onda bir adımlarla da olsa 4.0‘a ulaşmak için yatırım yapmalılar. ASO model fabrikası gibi model fabrikalar gerçek resmin görüleceği, bu konuda eğitimlerin de verileceği önemli imkânlar.

Gümrük bariyerleri tüm dünyada yükseliyor. Bu dönemi rehavet yerine daha yüksek teknolojili ve kaliteli ürünleri üretmek için bir zaman penceresi olarak kullanmak gerekli. Gümrük bariyerleri bizi bugün burada koruyabilir. Ancak yurtdışı pazarlarda hiçbir işe yaramayacağı ortada. Bizim ürünlerimizi tercih ettirecek olan ise, tasarım, ihtiyaca uygunluk, marka, ürün maliyeti, kalite ve satış sonrası servisler olacak.

NOT: Bu makale ilk olarak 12 Aralık 2018 tarihli Türkgün Gazetesi'nde yayınlanmıştır.