70. Yılında Çin Halk Cumhuriyeti

70. Yılında Çin Halk Cumhuriyeti

Yazdır


Çin, 1 Ekim Salı günü, 70. yılını görkemli bir törenle kutladı. Çin'in Birleşmiş Milletler Daimi Misyonu, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 70. yıldönümünü kutlamak için 20 Eylül Cuma akşamı da bir davete ev sahipliği yaptı. Etkinliğe BM Genel Sekreter Yardımcısı dâhil 600’den fazla diplomat ve temsilci katıldı.

Çin Halk Cumhuriyeti resmi haber ajansı Şinhua (XINHUA)’nın haberine göre; Çin’in GSYİH’sı 70 yılda ABD doları cinsinden 452,6 kat arttı. Çin dünya ekonomik büyümesinin %27,5’ine katkıda bulundu. Teknoloji gelişimi noktasında ise 1992 ve 2018 yılları arasında ortalama %20’lik bir artışla dünyada ikinci sıraya yükseldi.

Devlet Konseyi Bilgi Bürosu, 27 Eylül Cuma günü uluslararası toplumun, kuruluşunun 70. yıldönümü vesilesiyle Çin'in gelişimini daha iyi anlamasına yardımcı olmak için "Yeni Çağda Çin ve Dünya" başlıklı bir bildiri yayınladı. Bildiriye göre, Çin dünyanın ikinci en büyük ekonomisi, en büyük üreticisi, malların en büyük tüccarı, ikinci en büyük emtia tüketicisi, en büyük ikinci doğrudan yabancı yatırım alıcısı ve en büyük döviz rezervi sahibi oldu. Çin'in mevcut yoksulluk sınırının altında yaşayan kırsal nüfusu 1978'de 770 milyondan 2018'de 16.6 milyona geriledi ve kırsal yoksulluk % 95.8 azalarak yüzde 97.5'ten yüzde 1.7'ye geriledi. Batı ülkelerinin kalkınma modelini kopyalama gibi işlemlerle birlikte örnek teşkil edecek bir gelişme sürecinin başlatılmasın bu günlere ulaşılmasını sağladığı belirtildi.

Çin, son 70 yılda tarım ve kırsal kalkınmada büyük başarılar elde etti. 1,4 milyar nüfusu başarıyla besledi ve kırsal kesimdeki 800 milyondan fazla insanı yoksulluktan kurtardı. Çin’in yıllık hububat üretimi, 1950’de 113,2 milyar kg iken son dört yıl boyunca 650 milyar kg’nin üzerinde kaldı.

 

 

Çin'den İnsan Hakları Raporu: Beyaz Kitap

Çin Halk Cumhuriyeti Danıştay Bürosu tarafından “Çin'deki İnsan Hakları Konusunda 70 Yıllık İlerleme” başlıklı bir Beyaz Kitap yayımlandı. Bu raporda Çin Halk Cumhuriyeti’nin etnik azınlık gruplarının, kadınların, çocukların, yaşlıların ve engellilerin yasal haklarını ve çıkarlarını etkin bir şekilde korumak, eşit statülerini sağlamak ve onlara eşit fırsatlar sunmak için gerekli hassasiyeti gösterdiği vurgulandı. Özellikle etnik azınlık gruplarının eğitim, sosyal ve ekonomik kalkınma alanlarında devlet tarafından her türlü imkânın sağlandığı belirtildi. Ayrıca uluslararası zeminde de Çin’in üzerine düşeni yaptığının altı çizilerek özellikle gelişmekte olan ülkelerin kalkınması için yapılan yardımların sömürgeden kurtulma, bağımsızlığın sağlanması ve ırkçı/ayrılıkçı hareketlerin önüne geçmede etkili olduğu belirtildi.

 

Ticaret Savaşlarında Yumuşama Dönemine mi Girildi?

ABD Başkanı Donald Trump, Çin ile 15 aydır sürmekte olan ticaret savaşının tahmin edilenden çok daha yakın bir zamanda bitebileceğini söyledi. Çin'in ABD'den sığır ve domuz da dâhil büyük miktarda tarımsal ürün satın aldığını belirten Trump, Çin tarafı için "Bir anlaşma yapmayı fena halde istiyorlar" ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamaları Birleşmiş Milletler toplantılarına katılmak üzere ABD'de bulunan Japonya Başbakanı Şinzo Abe ile olan görüşmesinin sonrasında geldi. Abe de görüşmenin ardından Çin ile bir ticaret anlaşmasına varılması ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de Trump'ın ardından yaptığı konuşmada Pekin'in tehditlere boyun eğmeyeceğini, yine de üst düzeyde ticaret görüşmelerinin önümüzdeki ay başlamasını umduğunu söyledi. Nitekim bu temenni daha sonra somutlaştı ve china.org.cn’nin haberine göre Çin tarafının ulusal bayram tatilini takip eden hafta 13. görüşmeler için ABD’ye gideceği ilan edildi.

 

Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde protestolar yeniden alevlendi

Nisan 2019’da suçluların Çin’e iadesini kolaylaştıran bir yasa tasarısı üzerine Hong Kong halkı tarafından Haziran ayında başlayan protestolar yeniden alevlendi. Söz konusu tasarının ilk olarak Hong Kong Özel İdari Bölgesi baş yöneticisi Carrie Lam tarafından askıya alınmasının sonrasında ise tasarının geri çekileceğini açıklamasına rağmen, protestolar 21 Eylül itibariyle tekrar şiddetlendi. Protestoya katılan vatandaşlar tasarının geri çekilmesine ek olarak polis şiddetinin soruşturulması, tutuklanan protestoculara af çıkarılması ve protestoların ayaklanma olarak adlandırılmasına son verilmesi gibi talepler ile sokaklara döküldü. Devam eden protestolarda Çin bayrağının indirilerek yakılması, tren istasyonları ve AVM gibi yerlerin basılması olayları yaşandı.

22 Eylül Pazar günü sakin başlayan protestolar, maskeli eylemciler tarafından Çin Bayrağı’nın yere düşürülmesi ile yeniden körüklendi. Ayrıca eylemcilerin Çin taraftarı olan işletmelere saldırmaları sonucu çok sayıda işletme kullanılamaz hale geldi. Hong Kong'da 1 Ekim’de düzenlenen gösterilerde bir polis memurunun, yakın mesafeden bir öğrenciyi göğsünden vurması ise protestoları artırdı ve sertleştirdi.

 

Çin Halk Cumhuriyeti-Tayvan Uyuşmazlığında Yeni Gelişmeler

Son on gündür Asya-pasifik bölgesinde dikkat çeken gelişmeler art arda yaşanmıştır. Pasifik Okyanusu’nda çok sayıda yer alan ada ülkelerinden biri olan Solomon Adaları 16 Eylül’de, hemen akabinde yine Pasifik’te bulunan Kiribati Cumhuriyeti ise 20 Eylül’de Tayvan ile olan resmi ilişkilerini keserek Çin’i diplomatik olarak tanıma kararı almıştır.[i] İki ada ülkesinin de Tayvan hükümeti yerine Pekin’deki Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) hükümetini, Çin’in resmi temsilcisi olarak tanıma ve resmi ilişki kurma kararı almasında şüphesiz ki ülkelerine sağlayabilecekleri fayda düşüncesi etkili olmuştur.  Ancak aynı şekilde bu gelişmeler, bölge üzerinde ÇHC’nin için de lehine bir durum da oluşturmuş ve hemen sonrasında ülkelerin “tek Çin ilkesini” tanıma kararını takdir ettiklerini bildirmiştir.[ii] Ayrıca Solomon Adaları hükümeti ile bir adım atarak 21 Eylül de Pekin’de bir araya gelen Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Solomon Adaları Dışişleri Bakanı Jeremiah Manele, yaptıkları görüşmenin ardından ortak bir bildiriye imza atmışlar [iii] ve 25 Eylül’de de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun New York’taki 74. oturumunda Wang Yi ile Kiribati Cumhurbaşkanı Taneti Mamau ile bir araya gelerek iki ülkenin ilişkilerinin kısa zamanda normalleşmesi yönündeki isteklerini belirtmişlerdir.[iv]

Bu kapsamda buradaki önemli olan nokta; 2016’da Tsai Ing-wen’ın Tayvan’da iktidara gelmesinden bu yana ülkenin, yedi müttefikini kaybetmesidir ki bu da Tayvan’ı diplomatik olarak tanıyanların sayısının 22’den 15’e düştüğü anlamına gelmektedir.[v] Yaklaşık bir hafta içerisinde olan tüm bu gelişmeler tarihi bir anlaşmazlığın tekrar hatırlanmasına neden olmuş ve bu noktada da ÇHC-Tayvan arasında yaşanan gerginliğin nedeninin uzun bir döneme yayılan gelişmelerin bir sonucu olduğu dikkat çekmiştir. Hatırlanacağı gibi; 1544 yılında Portekizli denizciler buraya gelmiş, 1624-1662 yılları arasında kısa süreli olarak bir Hollanda Koloni Dönemi yaşanmış ve ardından Tayvan adası Çin’e bağlanmıştır. Birinci Çin-Japon Savaşı’ndan sonra Qing Hanedanlığı tarafından Japonya’ya terk edilen ada, 1895-1945 yılları arasında Japon kolonisi olarak kalmış, 1945 yılında Çin Cumhuriyetine iade edilmiştir. 1949’da ise Çin’de Milliyetçi Parti ile Komünist Parti arasında yaşanan iç savaş Komünist Parti’nin kesin zaferiyle sonuçlanınca Milliyetçi Parti lideri Chiang Kai-Shek (Çan Kayşek) ve taraftarları kaçarak Tayvan’a sığınmış ve böylece bu gelişmeden sonra Çin ana karasında görülen siyasal sistem ile Tayvan adasına görülen sistem iki farklı şekilde ilerlemiştir.[vi] Burada Tayvan’a kaçan grubun; Komünist Parti’nin ana karada kurduğu ÇHC’yi geçersiz olarak görürken, ÇHC’nin de; Tayvan’ı kendi parçası gibi görerek hareket etmesi ve Tayvan, bağımsızlığını ilan ettiği taktirde işgal edeceğini açıklaması önemli bir gösterge olmuştur.

Dolayısıyla Tayvan sorunu uluslararası alanda hangi Çin’in tanınacağı konusunda büyük bir probleme yol açmıştır. Nitekim 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletler’de Çin ana karasının temsilini yapan Tayvan; Rusya, Arnavutluk ve Afrika ülkeleri tarafından yapılan baskılar sonucunda yerini ÇHC’ne kaptırmıştır. Ancak dünya üzerinde çok az ülke tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınan Tayvan, 1970 ve 1980’li yıllardaki ekonomik yükselmesiyle Güney Kore, Singapur ve Hong Kong ile birlikte “Dört Asya Kaplanı”ndan biri haline gelerek uluslararası ilişkiler dünyası için oldukça ayrıcalıklı bir örnek oluşturmaya devam etmektedir.[vii]

Netice itibariyle bakıldığında ise Çin yönetimi, kendisi için oldukça önemli olan Tayvan adasının bağımsızlığına her açıdan karşı çıkarken adayı ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir.[viii] Kaldı ki Tayvan Adası ile Çin arasında yer alan Tayvan Geçidi’nin, güneyden Kore Yarımadası ve Japonya’ya giden en kısa deniz yolu olduğu ve ekonomide gösterdiği ilerlemeyle dünya devi olan ÇHC’nin özellikle 2008 yılından bu yana donanmasını önemli ölçüde güçlendirdiği göz önüne alındığında; ÇHC için Tayvan adasının önemi daha da görünür olmaktadır.[ix] Bu nedenle kendine özgü sorun özelliği ve çözüm içeriği olan Tayvan sorununun, dünya gündemindeki yerini bir süre daha koruyacağı açıktır.[x] Bu anlamda önemli olan nokta ise; bu durumun gelecekte ne gibi yansımalarının olabileceği iken, özellikle ÇHC için ne gibi fayda veya risk barındırdığı ve uluslararası arenada, ÇHC ile Tayvan arasında yaşanan söz konusu tarihsel anlaşmazlığı Çin’in aleyhinde kullanan ülkelerin -ki başta ABD gelmektedir- alacakları pozisyon ve buradan doğan gelişmeler olacaktır.



[i] “Çin, Solomon Adaları ile diplomatik ilişki tesis etti”, Milliyet, 2019, Erişim Tarihi: 24.09.2019 ve “Çin'den Kiribati açıklaması”, Haberler, 2019, Erişim Tarihi: 23.09.2019.
[ii] “Gerilim çıkaracak adım: Solomon Adaları Tayvan yerine Çin'i diplomatik olarak tanıdı”, CNN Türk, 2019, Erişim Tarihi: 23.09.2019.
[iii] “Solomon Adaları ve Çin arasında diplomatik adım!”, Haber 7, 2019, Erişim Tarihi: 23.09.2019.
[iv] “Chinese FM, Kiribati's president meet as two sides prepare to normalize ties”, Xinhua, 2019, Erişim Tarihi: 26.09.2019.
[v] “Taiwan loses second ally in a week as Kiribati switches to China”, The Guardian, 2019, Erişim Tarihi: 26.09.2019.
[vi] Tay-sheng Wang, “20. Yüzyılda Tayvan’ın Hukuki Gelişimi: Liberal Ve Demokratik Bir Ülkeye Doğru”, Çeviren: Doğan Durna, S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi , C.I, S.1, Yıl 2011, s. 237.
[vii] “Tayvan Ülke Bülteni”, DEİK, 2014, https://www.deik.org.tr/uploads/tayvan-ulke-bulteni-2014.pdf, s. 2.
[viii] Mehmet Özay, “Asya-Pasifik’te Tayvan Sorunu”, 2018, http://guneydoguasyacalismalari.com/2018/10/31/asya-pasifikte-tayvan-sorunu-taiwan-issue-in-asia-pasific/ , Erişim Tarihi: 24.09.2019.
[ix] Nejat Tarakçı, “Çin – Tayvan 66 Yıl Sonra Neden Görüştü?”, 2015, https://tasam.org/tr-TR/Icerik/20611/cin-tayvan_66_yil_sonra_neden_gorustu, Erişim Tarihi: 24.09.2019.
[x] Mustafa AKIN, “Tayvan Sorunu”, Küresel Strateji Geliştirme Merkezi, 2019, https://www.kusgem.com/tayvan-sorunu/, Erişim Tarihi: 24.09.2019.